Japon masalı “Küçük Tilki Gon”, yaramazlıklarıyla tanınan yalnız bir tilkinin, yaptığı hatayı telafi etmeye çalışırken yaşadığı olayları anlatıyor. Gon, Hyōjū’nun annesinin ölümünden sonra ona gizlice yiyecek götürmeye başlıyor; ancak bu iyiliklerin ardındaki gerçeği anlatamaması, hikâyenin duygusal düğümünü oluşturuyor.
Yaramazlıkla başlayan olaylar
Anlatıcı, hikâyeyi çocukken köylerinde yaşayan yaşlı Mohei’den dinlediğini belirtiyor. Olaylar, Nakayama adlı yerdeki küçük kalenin ve çevre köylerin yakınlarında geçiyor. Eğrelti otlarıyla kaplı ormanda bir çukurda yaşayan Gon, yapayalnız bir yavru tilki. Köylere inip patatesleri dağıtıyor, kurutulan kolza saplarını ateşe veriyor ve evlerin arkasındaki kırmızı biberleri alıp kaçıyor.
Bir sonbaharda aralıksız üç gün yağan yağmurun ardından Gon, derenin yükseldiğini görür. Kıyıda balık ağıyla uğraşan Hyōjū’yu fark edince otların arasına saklanıp onu izler. Hyōjū, ağından çıkan yılan balıklarıyla gümüş balıklarını sepetine koyar ve derenin yukarısına gider. Gon fırsat bulunca sepetteki balıkları suya geri atar. Yılan balığını yakalamaya çalışırken balık boynuna dolanır; Hyōjū’nun “Hırsız tilki!” diye bağırması üzerine Gon kaçar.
Gon’un pişmanlığı
Yaklaşık on gün sonra Gon, Hyōjū’nun evinde bir cenaze hazırlığı olduğunu görür. Mezarlıkta düzenlenen törende Hyōjū’nun annesinin öldüğünü anlar.
![]()
O gece Gon, Hyōjū’nun annesinin hastayken yılan balığı istemiş olabileceğini düşünür. Hyōjū’nun ağı bu nedenle kurduğuna, kendisinin balıkları kaçırması yüzünden annesinin istediği yemeği yiyemediğine inanır. Yaptığı yaramazlıktan dolayı pişmanlık duyar.
Gizlice bırakılan yiyecekler
Hyōjū artık annesi olmadan, tek başına yaşamaktadır. Gon bir gün sardalya satıcısının sepetinden beş altı balık alır ve onları Hyōjū’nun evinin arka kapısından içeri atar. Bunu, daha önce çaldığı yılan balığının karşılığını verme çabası olarak görür.
Ertesi gün dağdan kestane toplayıp Hyōjū’nun evine götürür. Fakat Hyōjū’nun yanağındaki sıyrığı ve onun sardalyalar yüzünden hırsızlıkla suçlanıp satıcıdan dayak yediğini söylemesini duyar. Gon, iyilik yapmak isterken yeni bir soruna yol açtığını anlar. Kestaneleri sessizce deponun girişine bırakır.
Sonraki günlerde de kestane taşımayı sürdürür; bir gün yanına birkaç matsutake mantarı da ekler.
![]()
İyiliğin kime ait olduğu
Ay ışıklı bir gecede Gon, Hyōjū ile çiftçi Kasuke’nin konuşmasını duyar. Hyōjū, annesinin ölümünden beri her gün kim olduğunu bilmediği birinin kendisine kestane ve matsutake getirdiğini anlatır. Gon ikisinin peşinden gider; ardından Kasuke’nin evindeki dua toplantısına tanık olur.
![]()
Dönüş yolunda Kasuke, bu yiyecekleri Hyōjū’ya Tanrı’nın gönderdiğini söyler ve ona şükretmesini öğütler. Hyōjū bu düşünceyi kabul eder. Oysa kestaneleri ve mantarları getirenin kendisi olduğunu bilen Gon, çabalarının Tanrı’ya atfedilmesine üzülür.
Hikâyenin kesilen anlatımı
Ertesi gün Gon yine kestanelerle Hyōjū’nun evine gider. Hyōjū depoda halat ördüğü için tilki arka kapıdan içeri süzülür. Kaynak metnin aktarılan bölümü, Hyōjū’nun başını kaldırıp Gon’u gördüğü ve onu daha önce yılan balığını çalan tilki olarak tanıdığı sırada kesiliyor.