Çançiçeği Vadisi sessizliğe bürününce minik peri, kaybolan sesleri bulmak için büyücünün cam fanusuna doğru yola çıkıyor.
![]()
Çiy damlalarının çançiçeklerine düştüğü yemyeşil vadide, avuç içi kadar küçük bir peri yaşardı. Bal rengindeki kanatları güneşte ışıldar, her çırpınışında çevresine sıcak bir aydınlık yayardı. Perinin en sevdiği şey, çançiçeklerine dokunup onları çınlatmak ve sabahı billur seslerle karşılamaktı. Vadidekiler ona “neşeyi çalan el” derdi.
![]()
Vadinin sesi kayboluyor
Bir sabah peri uyandığında Çançiçeği Vadisi’ni ağır bir sessizlik sarmıştı. Çiçekler sararıp başlarını eğmiş, dokunulduklarında da ses çıkarmaz olmuştu. Yaşlı baykuş, gökyüzünün ötesindeki Sisli Tepe’de yaşayan kibirli bir büyücünün tüm sesleri cam bir fanusa kapattığını anlattı. Sesleri geri almak isteyen perinin büyücüye gitmesi gerektiğini, korkunun karşısında onun gücünün arttığını söyledi.
Peri, dönüşte yeniden ekmek üzere bir çançiçeği tohumunu yanına aldı. Sonra kanatlarını çırparak Sisli Tepe’ye doğru yola çıktı.
![]()
Cam fanusun içindeki çan sesleri
Tepeye vardığında peri, soğuk bir kayanın üzerinde duran büyük cam fanusu gördü. Vadinin çan sesleri, fanusun içinde ürkek kelebekler gibi çırpınıyordu. Fanusun kapağını altın bir kilit tutuyordu; anahtar ise uzun sakallı büyücünün boynundaydı.
Büyücü, seslerin kendisinde daha güzel olduğunu söyleyerek övündü. Peri ona, değerli olanın en büyük olmak değil, sahip olduklarını paylaşmak olduğunu anlattı. Ayrıca büyücünün kimseyle konuşmadığı için kendi sesini de yitirdiğini söyledi. Büyücü ağzını açmasına rağmen ses çıkaramayınca gerçeği fark etti: Biriktirdiği sesler ona değil, vadiye aitti. Utanarak anahtarı periye verdi ve kilit açıldı.
![]()
Paylaşılan güzellik çoğalıyor
Fanus açılınca çan sesleri sevinçle dışarı yayıldı. Büyücünün çevresinde dönen sesler, onun kaybettiği kendi sesini de geri getirdi. Peri, Sisli Tepe’ye çançiçeği tohumunu ekti; böylece orada da çiçeklerin açmasını ve büyücünün artık yalnız kalmamasını istedi.
Peri vadiye döndüğünde çiçekler yeniden doğrulmuş, çevre billur bir müzikle dolmuştu. O günden sonra her sabahı daha büyük bir neşeyle uyandırdı; çünkü paylaşılan güzelliğin çoğaldığını öğrenmişti. Masalın sonunda gökten üç narin kanat tozu düştü: Biri cesur çan perisine, biri paylaşmayı öğrenen büyücüye, diğeri de güzellikleri arkadaşlarıyla paylaşan çocuklara.
![]()