Kışın gelişiyle orman karla kaplanınca, hayatında ilk kez kar gören küçük tilki hem şaşırtıcı hem de korkutucu anlar yaşadı. Soğuktan sızlayan elleri için annesinin aldığı iki nikel parayla kasabaya giden yavru, şapkacıdan eldiven alırken insanlara dair yeni bir şey öğrendi.
İlk kar, küçük tilkiyi şaşırttı
Kuzeyden gelen soğuklar anne tilki ile yavrusunun yaşadığı ormana da ulaştı. Bir sabah mağaradan dışarı çıkmak isteyen küçük tilki, gözlerini tutarak annesinin yanına döndü. Gözüne bir şey battığını söyleyip yardım istedi. Anne tilki yavrusunun gözlerini dikkatle kontrol etti; ardından mağara girişindeki manzarayı görünce ne olduğunu anladı. Gece yağan kar, güneşin ışığını güçlü biçimde yansıtıyordu. Karla ilk kez karşılaşan yavru, bu parlaklığı gözünde bir şey var sanmıştı.
Küçük tilki kısa süre sonra karda oynamaya çıktı. Yumuşak karların üzerinde koştururken etrafa savrulan kar taneleri havada minik gökkuşakları oluşturuyordu.
![]()
Birden arkasından patırtılı bir ses geldi ve bir ağacın dalındaki karlar yavrunun üzerine döküldü. Korkuyla karların içinde yuvarlanıp on metre uzağa kaçtı. Geri dönüp baktığında ortada kimse yoktu; yalnızca köknar ağacının dallarından karlar süzülüyordu.
Anne tilki yavrusunu kasabaya gönderdi
Mağaraya dönen yavru, soğuktan sızlayan ve ıslanıp şakayık pembesine dönen ellerini annesine uzattı. Anne tilki ellerine sıcak nefesini üfleyip patileriyle sardı. Ancak yavrusunun ellerinin soğuktan zarar görmesinden endişelendiği için gece kasabaya giderek ona uygun yün eldivenler almaya karar verdi.
Karanlık bastığında iki tilki yola çıktı. Yavru, annesinin gövdesinin altına sokulup birlikte yürüdü. Uzakta ışıklar görünmeye başlayınca bunların yere kadar inmiş yıldızlar olup olmadığını sordu. Anne tilki, ışıkların kasabaya ait olduğunu söyledi ve geçmişte oraya gittiğinde yaşadığı kötü olayı hatırladı: Arkadaşı bir evin ördeğini çalmaya kalkmış, çiftçi onları yakalayıp uzun süre kovalamıştı. İkisi de canlarını zor kurtarmıştı.
Anne tilkinin kasabaya ilerleyemediğini gören yavru, annesi tarafından tek başına gönderildi. Anne, yavrusunun bir elini insan eline dönüştürdü ve ona iki nikel para verdi. Kasabada yuvarlak şapka tabelası olan dükkânı bulmasını, kapıyı çalıp iyi akşamlar demesini ve insan elini uzatarak bu ele uyacak bir eldiven istemesini anlattı. Tilki elini gösterirse insanların onu tanıyıp yakalayarak kafese kapatabileceği konusunda da uyardı. Bu nedenle yavruya diğer, gerçek tilki elini uzatmamasını tembihledi.
![]()
Küçük tilki, karla aydınlanan tarladan kasabaya doğru paytak adımlarla yürüdü. Işıklar çoğaldı; sokaklardaki evler kapalı olsa da yüksek pencerelerden sıcak ışıklar dışarı vuruyordu. Dükkân tabelalarına bakarak şapkacıyı aradı. Bisiklet ve gözlük tabelalarının ne anlama geldiğini bilmiyordu; sonunda annesinin tarif ettiği büyük siyah silindir şapkalı tabelayı buldu.
Şapkacı tilkiye eldiven verdi
Yavru kapıyı tıklatıp “İyi akşamlar” dedi. Kapı aralanınca içeriden gelen ışık gözlerini kamaştırdı ve kafasını karıştırdı. Annesinin uyarısına rağmen yanlışlıkla gerçek tilki elini kapı aralığından uzatıp kendisine uygun bir eldiven istedi.
![]()
Şapkacı, karşısındaki elin bir tilkiye ait olduğunu fark etti ve önce ödeme istedi. Küçük tilki, avucunda tuttuğu iki nikel parayı uzattı. Şapkacı paraları birbirine vurarak seslerini dinledi; bunların gerçek para olduğunu anlayınca raftan çocuklara uygun yün bir eldiven alıp verdi. Yavru teşekkür ederek dükkândan ayrıldı.
Yolda yürürken, elini göstermesine rağmen şapkacının kendisine zarar vermediğini düşündü. İnsanların nasıl olduğunu merak ederken bir pencereden gelen ninniyi duydu. Sesin bir insan anneye ait olduğunu düşündü; çünkü kendi annesi de onu uyuturken yumuşak bir sesle şarkı söylerdi.
Ardından bir çocuk, soğuk gecelerde ormandaki küçük tilkinin üşüyüp ağlayıp ağlamadığını sordu. Annesi, tilkinin de mağarasında annesinin ninnisini dinleyerek uyumaya çalıştığını söyledi ve çocuğuna uyumasını öğütledi.
![]()
Bu sözleri duyan küçük tilki annesini özledi ve onun beklediği yere doğru koştu. Anne tilki yavrusunu endişeyle bekliyordu. Yavru dönünce onu sıcacık göğsüne bastırdı; sevinçten ağlayacak gibi oldu.
İnsanlara dair yeni bir düşünce
İki tilki ormana doğru yola çıktı. Ay ışığında tüyleri gümüş gibi parlıyor, ayak izlerinde kobalt mavisi gölgeler beliriyordu. Küçük tilki, yanlışlıkla gerçek elini uzattığını ama şapkacının onu yakalamak yerine güzel ve sıcak eldivenler verdiğini annesine anlattı. Eldivenli ellerini birbirine vurarak gösterdi.
![]()
Anne tilki şaşkınlıkla “Aman Allah’ım!” dedi. Ardından insanların gerçekten iyi yaratıklar olup olmadığını kendi kendine mırıldandı.