Akşehir’de kışın kasabalıların yüzünden gülümseme silinince Nasreddin Hoca, neşenin nerede saklandığını anlamak için harekete geçti. Büyük bir kazan kurup herkesi küçük katkılarla çorba yapmaya çağırdı; paylaşmanın ardından meydan yeniden kahkahalarla doldu.
![]()
Akşehir’in sokaklarına sessizlik çöktü
Karlı Akşehir’de yaşayan Nasreddin Hoca, eşeğine ters binmesi ve tatlı şakalarıyla kasabayı güldürürdü. Ancak bir kış, kasabanın havası değişti: Fırıncı ekmeğini somurtarak verdi, terzi işini asık suratla yaptı, çocuklar da oyunlarını bırakıp köşelere çekildi.
![]()
Meydanda toplanan kasabalılar, neşelerini kaybettiklerini söyleyerek Hoca’dan yardım istedi. Hoca, kaybolan her şeyin bir izi bulunduğunu belirterek bu izleri arayacağını söyledi. Kapı kapı dolaşınca kimi para biriktirmekle uğraştığı, kimi komşusuna gücendiği, kimi de doymak bilmediği için gülmeyi unuttuğunu fark etti.
![]()
Herkesin katkısıyla kazan taştı
Ertesi sabah meydana büyük bir kazan kurduran Hoca, odunları ateşleyip herkese neşe çorbası pişireceğini duyurdu. Kazana yalnızca su koyup kaynatmaya başlayınca kalabalıktan bunun nasıl çorba olacağı sorusu geldi. Hoca, bir avuç bulgur, biraz tuz ve bir baş soğan eklenmeden kazanın boş kalacağını söyledi.
![]()
Kasabalılar sözün anlamını kavrayıp kazana küçük katkılar getirdi. Herkes payını ekleyince kazan taştı, çorbanın kokusu sokaklara yayıldı. Paylaşımın ardından insanların yüzü aydınlandı; önce bir kahkaha, ardından başkaları yükseldi ve meydan yeniden gülüşlerle doldu.
Paylaşılan sevinç çoğaldı
O günden sonra Akşehir’de kimse gülüşünü içine kapatmadı. Nasreddin Hoca eşeğine yine ters bindi, çocuklar da gülerek peşinden koştu. Hoca, mutluluğun saklandığında küçüldüğünü, başkalarıyla paylaşıldığında ise büyüdüğünü söyledi.
![]()